Work and Village

Ağustos 18, 2019


Orda bir köy var uzakta. Gitmesek de görmesek de… Hoop! dur dur bu şarkı bize uygun değil. Şehir merkezine gayet yakın, hatta artık mahalle olarak nitelendirilen ve sürekli gittiğimiz bir köyümüz var. Apartmanda sıkışmış ruhlarımızı özgürleştirmek için birebir.

Şehirden, trafikten, işten, gürültüden bunaldığınız zaman, kaçamak yapmak için ideal bir yer burası. Bu hafta sonumu da köyde geçirdim ve bu güzel anlarımdan, kendi çektiğim fotoğraflarla, size eğlenceli bir yazı hazırlamak istedim.

Küçük ama giderek büyüyen, merkezinde tek minareli camisi ve kahvesi olan, herkesin birbirine selam verdiği bir köy. Çok klasik oldu değil mi?, ama cidden öyle. Annem ve babam da aynı köyde doğmuşlar. Birbirlerini düğünlerde görüp, aşık olup mektuplaşmışlar ve mutlu son. Sonuç olarak tek bir köyümüz var. Bir de ufak bahçemiz.

Emekliye ayrılan babam için burası cennet adeta. Birkaç senedir hayatının vazgeçilmezi haline geldi.  Biz de düzenli olarak giderek bu huzuru yaşıyoruz. Sabah uyandığınızda ilk duyduğunuz ses guguk kuşlarıysa, bundan daha ne huzurlu olabilir yahu?


Bugünlerde çoğunluğun unuttuğu eski adetleri, burada yapmaya çalışıyoruz. Yaz ayları, hep kışa hazırlık olarak geçer. Kışlık tarhana, erişte, salça hazırlarız hep beraber. Hep beraber diyorum çünkü bunu cümbür cemaat yaparız. O kadın işi, bu erkek işi diye de ayırmayız. Mesela ben iyi hamur açamasam da ince ince erişte kesmekte üzerime yoktur :)

Bahçeyle uğraşmak yorucu olsa da vazgeçilmez adeta. Birikmiş tüm sinir stres orada gidiyor. Yaza girmeden, fasulye, biber, domates, salatalık, mısır, kabak ekmiştik. Düzenli sulama, gübreleme ve ot yolma gibi uğraşları çektikten sonra mahsulleri toplama zamanı geldi artık.

Bu hafta sonu da görevimiz buydu. Aldık elimize leğenleri, herkes bir karığın başına geçti. Benim yardımcım da 6 yaşındaki yeğenimdi. Mickey Mouse ’lu hırkasıyla bana leğeni tuttu ve Despacito söylerek sona doğru ilerledik. Bir leğen barbunya topladık beraber. Arada, “böcek var!” diye korkutup, kaçmasına neden olsam da o benim en iyi yardımcım :) Bu da onun için yapılmış mini salıncak, çok özeniyorum çok...


Bu sırada hava bir kapattı ama görmeniz gerek. Üstüne bi de yağmur. Maaile verandanın altında bekledik. Yağmur dinip, bahçeye geri döndüğümüzde ise salyangozlar “Mekanın sahibi geri geldi” diyerek ortaya çıkmışlardı. Kesinlikle çok sevimli canlılar.

Vakit ilerledikçe bahçedeki olgunlaşmış tüm sebzeler dikkatlice toplandı. Toplamak tek iş değil tabi ki, onları kış için hazırlamakta sıra.



Biberlerin kurutulması için hazırlanmaları gerekiyordu. İğne ve iplikle bir güzel sıraya dizdi annem onları. Ardından açıklık bir alana asılarak, kuruyana kadar kızgın güneşe emanet edildiler. Barbunyalar da özenle kabuklarında ayıklanarak, poşetlenip kış için buzdolabına konuldu.

Bir de tavuklarımızdan bahsedeyim size. İkinci uğraşımız da onlar. Yaklaşık 30 taneler ve düzenli yumurtluyorlar. Akşam üstü oturup, onları izlemek çok eğlenceli. Organik köy yumurtası isteyenlere duyurulur ;)


İnsan şehirden sıkıldıkça kendini köye atmak istiyor. Etrafı binalarla çevrilmemiş bir bahçe, çıplak ayak basabileceği bir toprak ve temiz havasıyla herkesin ihtiyacı bana göre. Hala bir köyümüz olduğu için şanslı hissediyorum. 

46 yorum:

  1. Hangi köy burası ama yazmamışsın. Yazıyı severek okudum çünkü köy hayatını çok severim. Özellikle kış hazırlığına bayılırım. Köyde iş hiç bitmez, sıkılmazsın, çalışırsın, emek verirsin .. çok keyif almışsın sen de anladığım kadarıyla. Erişteler için de eline sağlık 😌

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Burası Eskişehir Satılmışoğlu köyü. Pek havalı bir ismi yok, tarihi ve turistik de değil ama o köy bizim köyümüzdür :) çok haklısın köyde sürekli iş oluyor ama gün sonunda hep tatlı bir haz alıyorsun. Teşekkür ederim erişte işinde iyiyim 😎

      Sil
  2. Ve kendi kendi bahçende yetişen meyve sebze ayrı lezzetlidir. Vay be yıllardır salatalık yemiyoruz , vay ne domatesin kokusuna bak gibi sözler söylenir

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu laflar hep aramızda geçer. Dalından salata koparılır, koklanır ve ulan kokusu bile başka denir..

      Sil
  3. Ben de 22 yaşında olmama rağmen nedense şehir insanı değilde köy insanı oldum hep. Kendimi bahçede iş yaparken, toprakla iletişim kurarken daha iyi hissediyorum. Yazdıkların, özellikle kış için hazırlanma yaptığınız kısımları okumak çok hoşuma gitti. Çünkü etrafımda gerçekten bu tarz anılar oluşturan, hatıralara sahip hiç tanıdığım yok. En azından bu şekilde okuyabiliyorum :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Giderek azalıyor malesef ama köy işleriyle uğraşmak insanı çok rahatlatıyor. Kesinlikle emekli olunca köye yerleşme kafasındayım

      Sil
  4. Oooo ilk resim kalbimden vurdu; çizerim belki... Fotolar harika ya bizimkilerin köyü varmış da dediğin gibi yeni nesil plaza mod:(

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Biraz toprağa basmak lazım plaza girl :) güzel yorumun için teşekkür ederim :)

      Sil
  5. Blog dünyasına yeni girmiş, yetenekli bir kardeşimizden pazar yazısı kıvamında hoş bir yazı. Fotoğraflar dahilinde çok severek okudum. Elinize sağlık:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Zeugma, hevesimi artırıcı bir yorum bu, çok teşekkür ederim :)

      Sil
  6. ne güzel anlatmışsın :)
    doğayla iç içe olmayı seviyorum :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :) insanı rahatlatıyor ben de çok seviyorum.

      Sil
  7. Bugün rüyamda nedense dev gibi, tavuk kafalı insanlar vardı. Onlardan kaçıp duruyordum... Tavuk görünce ürpereceğimi düşünmezdim hiç :D:D:D
    Neyse resimler çok güzel. Köylerin doğallığı bana çok huzur veriyor...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. hahah duyduğum en ilginç rüya olabilir :D

      Sil
    2. Çok nadir güzel rüya görüyorum ben. Genelde aksiyon ya da korku dolu oluyor. Şöyle hatırladığım rüyalarımı yazsam iyi bir seneryo çıkar gibi geliyor bana:D

      Sil
    3. Bunlardan bi yazı çıkar belki :))

      Sil
  8. Salyangozlar'ın mekanın sahibi geri döndü diye dönüşleri efsane olmuş.:)Gerçekten keyifli bir yazı bugün bize yollara düşecektik.Biraz evde kalıp kafa dinlemek istiyordum.bu yazı motive etti beni ☆

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Şeyma, senin blogunu da yeni keşfettim, gerçekten harika yazıların var, severek takip edeceğim :)

      Sil
  9. Baktıkça sakinleşiyor insan. Yakınlarda gidilecek bir köyün bulunması büyük şans..:-)
    Selamlar.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selamlar, hoşgeldiniz, yorumunuz için çok teşekkürler :) Gerçekten kendimi şanslı hissediyorum ben de.

      Sil
  10. Merhaba iade-i ziyarete geldim:)
    Ne hoş bir köyünüz var ,insana huzur veriyor.Hatta o huzur sizin yazınıza yansımış.Kişlıklar hazırlanmış tarhanalar yapılmış ellerinize sağlık:)

    YanıtlayınSil
  11. Harika bir yazı ve fotolar.. tebrik ediyorum seni :) köy gerçekten emek isteyen ama o emeğin karşılığını da fersah fersah veren bir yer. Topraktan çıkmış mahsülün tadı hiç bir yerde yoktur. Bereketiniz bol olsun. Sevgiler,

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Momentos çok teşekkürler, köy gerçekten rahatlatıyor

      Sil
  12. Gerçekten de şanslısın :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben de öyle düşünüyorum, yorumunuz için teşekkürler :)

      Sil
  13. ne güzel anlatmışsınız bayıldım çok şanslısınız keyfini çıkarın...takipteyim...

    YanıtlayınSil
  14. Çok sıcak ve çok güzel bir yazıydı :) Doğayı hep çok sevdim. Gerçi oranın huzurunu kim sevmez ki? Fotoğraflar da çok güzel, güzel anılar da çok güzel :)

    YanıtlayınSil
  15. Ooo dolmuş buralar :) Taha Akkurt show yapıyor .. güzel yazılar, güzel blog ve artan takipçi kitlesi

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aman efendim utandırıyorsunuz, teşekkür ederim ama bi Edischar değil ;)

      Sil
  16. Salıncak gerçekten çok güzel *-* Böyle kafam karışık olduğunda kendimi bulacağım yerlerden olurdu herhalde bu güzel köyde yaşasaydım. Ayrıca ne tatlı görseller bunlar insanın mekana ışınlanası geliyor :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Gonca :) kesinlikle herkesin ihtiyacı

      Sil
  17. Apartmanlar, insanlık ilişkilerini kaybettirdi. Herkesin ihtiyacı olan yerler ağaçlık, kendi ekip biçtiğin topraklarla yaşamak...👍

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet ya, ilerisi için en büyük hayallerimden böyle bir yaşam

      Sil
  18. Neresi orası, harika...
    ben de küçük yerleri çok seviyorum hatta son yazımda biraz bundan dert yakındım :)
    Ben de beklerim blog'uma, sevgiler :)

    YanıtlayınSil
  19. Çok keyifle okudum Taha ve de çok takdir ettim seni. Bulunduğun yaşta bu güzellikleri görmek, bu çalışmalara katılmak gerçekten bir meziyet. Yürekten kutluyorum seni.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel bir yorumdu, çok mutlu ettiniz, teşekkürler :)

      Sil
  20. Ne güzel cennet bahçesi gibi bir yermiş burası böyle. İnsan doğadan uzaklaştıkça daha umutsuz daha karmaşık bir hale geliyor. İmkanınız varsa mutlaka buraya sık sık çıkın gidin derim. Ben Silivri'ye taşındığımdan bu yana İstanbul'un merkezinde Şişli'de geçirdiğim günlere nasıl tahammül ettiğime inanamıyorum. Sessiz ve sakin buralar ve doğa var. Şimdi çok daha iyiyim. Bu arada salyangozlar gerçekten sevimli canlılar. Yağmur yağınca ortaya çıkarlar hep. Hatta birilerinin ayağının altında ezilmesinler diye alıp kenara koyarım onları hep. Teşekkürler bu keyifli yazınız için. Sayenizde gitmiş kadar olduk.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kıymetli yorumunuz için ben teşekkür ederim Gülhan Hanım. İleride burada yaşamak isterim tabi ki, sakinlik ve doğa en güzeli. Siz de çok iyi yapmışsınız.

      Sil
  21. Köyde büyüyen biri olarak yazınızı soluksuz okudum. Kış hazırlıklarını hatırlamadım, çokmu yaşlıyım ne :) Şaka bir yana köy insana terapi gibi geliyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten öyle, orayla uğraşması ayrı bir zevk. Yorumunuz için çok teşekkürler :)

      Sil
  22. Bu yayınını görüp okudum fakat yorum yazamamıştım. İçimde kaldı. Gelip tekrar yazmak istedim. Gerçekten çok özlediğim yerler, tatlar. Bizim köyümüz olmadığı için böyle böyle yazılar ve anlatılarla kendimi avutuyorum. Ellerine sağlık, bu tarz yazılarını beklerim. :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim ya :) elimden geldiğince yazarım, hasret gider bol bol ;)

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.